• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
okanelt.com - "Türkiye'nin İngilizce Materyal ve Bilgi Kaynağı" | En Güncel En Sade En Kaliteli İngilizce İçerik Platformu

İngilizce Ünite Konuları
2018-2019 İngilizce Yazılıları
İngilizce Ünite Kelimeleri
İngilizce Sınavlar
Site Menüsü
Site Haritası

Kelimeler 8/2

2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı
8. Sınıf İngilizce 2. Ünite Kelimeleri Anlamları ve Türkçeleri - Teen Life Ünite Kelimeleri (Gençlik Hayatı Ünite Kelimeleri)

Kelimelerin Tamamını Word Dosyası Şeklinde İndirmek İçin Tıklayınız


UNIT 2-TEEN LIFE (GENÇLİK HAYATI)

argue: tartışmak

arrive: varmak

bad at: birşeyde kötü olmak

call: aramak, çağırmak

change: değişmek,değiştirmek

check: kontrol etmek

clean: temizlemek

complain about: şikayet etmek

cook diner: akşam yemeği yapmak

do the washing up: bulaşık yıkamak

feel sorry: üzülmek

forget: unutmak

get dressed: giyinmek

go abroad: yurtdışına gitmek

good at: bir şeyde iyi olmak

guess: tahmin etmek

hang out: dolaşmak, gezmek

have a bath: banyo yapmak

have a shower: duş almak

have a snack: atıştırmak

have breakfast: kahvaltı yapmak

have dinner: akşam yemeği yemek

have lunch: öğle yemeği yemek

help: yardım etmek

knit: örgü örmek

know: bilmek

leave home:evden ayrılmak

live: yaşamak

look: görünmek

meet: buluşmak, tanışmak

need: ihtiyaç duymak

prefer: tercih etmek

prepare: hazırlamak

ride: sürmek, binmek

send: göndermek

sew: dikmek

sleep/go to bed: uyumak,yatmak

spend: harcamak

stay: kalmak

 

study: (ders) çalışmak, okumak (bir okul veya bölümde)

surf the net: internette gezinmek

take …..to: götürmek

take a taxi/bus: taksiye otobüse binmek

take: almak

teach: öğretmek

tell: anlatmak, söylemek

think about: hakkında düşünmek

tidy room: odayı toparlamak

travel: seyahat etmek

try: denemek, çalışmak (çaba)

use: kullanmak

visit: ziyaret etmek

wake up/get up: kalkmak

walk: yürümek

wash: yıkamak

watch soap opera: pembe dizi izlemek

water plants: bitkileri sulamak

wear casual clothes: rahat/günlük kıyafetler giymek

 

am/is/are into: sevmek, ilgi duymak

like/love: sevmek

enjoy: eğlenmek

prefer: tercih etmek

to be crazy about: bayılmak, çok sevmek

to be fond of: bayılmak, sevmek

to be keen on: hevesli olmak, düşkün olmak

to be interested in: ilgi duymak

dislike: sevmemek

hate: nefret etmek

can't stand: dayanamamak

can't bear: dayanamamak

 

 

 

 

 

about: hakkında,ilgili, yaklaşık

alone: yalnız

awful: berbat

fashion: moda

amazing: şaşırtıcı, inanılmaz

anxious: endişeli

casual: günlük, rahat kıyafet

awesome: harika,korkunç

bored: sıkılmış

boring: sıkıcı

close: yakın

different: farklı

entertaining: eğlendirici

excited: heyecanlı

exciting: heyecan verici

far away: uzak

free/spare/leisure time: boş zaman

fun: eğlenceli

formal: resmi

generous: cömert

habit: alışkanlık

same: aynı

impressive: etkileyici

kind: iyi kalpli

lesson: ders

lifestyle: yaşam şekli

loud: sesli, gürültülü

neighbourhood: mahalle

nerd: inek a sosyal öğrenci

outfit: kıyafet, araç gereç

outside: dışarısı

punctual: dakik

reliable/trustworthy: güvenilir

ridiculous: saçma, komik

sensitive: duyarlı

serious: ciddi

snob:kendini üstün gören

shy: utangaç

sincere: samimi, içten

stylish: şık, zarif

succesful: başarılı

supportive: destekleyici

teenager/teen: genç

 

 

 

terrible: berbat

terrific: müthiş, fevkalade

ticket: bilet

tidy/neat: düzenli

trendy: moda, modayı izleyen

unbearable: dayanılmaz

untidy: dağınık

unusual: olağan dışı

worried: endişeli

 

HOW OFTEN???

always: her zaman

usually/generally: genellikle

often: sık sık

sometimes: bazen

rarely/seldom: nadiren

hardly ever: neredeyse hiç

never: hiç, asla

 

once: bir kere

twice: iki kere

three times: 3 kere

four times: 4 kere

seven times: 7 kere

once a day: günde bir kere

twice a week: haftada 2kere

three times a month: ayda 3 kere

four times a year: yılda4kere

 

everyday: hergün

every week: her hafta

every month: her ay

every year: her yıl

every Sunday: her pazar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

WHEN???

 

early: erken

late: geç

at half past five: 5 buçukta

at 6 o'clock: saat 6da

a.m. : öğleden önce

(00.00-11.59 arası)

p.m. : öğleden sonra

(12.00 - 23.59 arası)

at noon: öğlen

at midnight: gece yarısı

at nights: geceleri

at/on the weekend: haftasonu

in the morning: sabahları

in the afternoon: öğleden sonraları

in the evening: akşamları

in May: mayıs ayında

in 2009

in winter: kışın

on Sundays: pazar günleri

on weekdays: hafta içi

on the 6th of December

on Saturday morning

 

CONJUNCTIONS

First: ilk olarak, önce

Finally: son olarak

then: daha sonra

after: sonra

before: önce

when: -dığında, -dığı zaman

whenever: dığında

while: -iken

with: ile

so: bu yüzden

because: çünkü

because of:  -den dolayı

for: için

or: veya, ya da

to: -mek için

but/however: fakat, ancak

until/till: - e kadar

also: ayrıca, aynı zamanda

 

 

 

later: sonra

actually: aslında

really: gerçekten

again: tekrar

soon: yakında

necessary: gerekli

only/just: yalnız, sadece

certainly/absolutely/definetely: kesinlikle

What do you think about...?

... hakkında ne düşünüyorsun?

You are kidding:şaka yapıyorsun

I hope: umarım

You are right: haklısın

you are wrong: haksızsın

 

 

What:

Where:

When:

Who:

Why:

What time:

Which:

How:

How many:

How much:

How often:

How long:


Yorumlar - Yorum Yaz